Bir doğum günü

Son haftalarda yediğim birkaç sert dalgaya rağmen yine de iyimserlik içinde denize çıkmaya karar vermiştim o akşam. Merhamet denen şeye hala inanıyordum.

Sondan bir önceki şiddetli darbede neredeyse sakatlanıyordum, ama bu sefer inatla daha şeffaf, kendimle ilgili bildiğim ne varsa gözlerimi kapatıp anlatmaya ve dinletmeye hazırdım. Böylece bir adım daha atmıştım.

O ana kadar çok büyük zarar görmüştüm; daha feci bir şey olmasına imkan yoktu. Anlayış denen şeye de hala inanıyordum çünkü.

Doğum günümdü.

Nefret ve intikam dolu insanların kılıcı her zamanki gibi, benim kullanmaya kullanmaya körelip kütleşmiş kılıcımdan daha keskindi. Benim umudum, deniz safiri kadar şeffaf olan bana kimsenin kılıç kuşanıp gelmeyecek olmasıydı. Bunca zamandır o an için bilenmiş olduklarını nereden bilebilirdim?

Benim başa çıkamayacağım kadar büyük bir dalgaydı ve çok karanlıktı. Çarpmadan önce üflediği rüzgar bile beni binlerce parçaya dağıtıp karanlığa gömmeye yetti. Savuşturabilecek şansım yoktu.

Merhamet ve anlayışa inanıyordum fakat bu, sevgi söz konusuysa geçerliydi. Sevgisizlik ihtimaline hiç ihtimal vermemiştim.

Karaya vurduğumda, daha sonra karaya vurma ihtimali olan insanların, çocukların ve bebeklerin birbirlerine sokulmuş kaldırımda ve parklarda uyuduklarını gördüm. Yanlarına uzanıp uyumak geliyordu içinden. Çocuklarına sarılan, onları kollarında uyutan insanların yanı, diğer her yerden daha güvenliydi.

Doğum günüm geçti gitti.

O gece sokakta uyudum.

Tükenmiştim.

Sabah, ezan sesiyle doğruldum iki büklüm yattığım yerden. Eşyalarımı topladım. Henüz güneş yoktu. Hiçbir şey yememiştim bir önceki akşam, açlık değil ağrı çekiyordum.

Sırtımı yasladığım biçimsiz duvarın sivri çıkıntıları belime doğru izler bırakmıştı, hafif hafif yanıyordu. Sağ kolumun üzerine yatmıştım. Yerdeki ufak taşlar ve kuru yapraklar koluma yapışmıştı. Döküldüklerinde, cildimde bıraktıkları izlerin şekillerine baktım bir süre. Birkaç dakika içinde hepsi yok olup gidecekti. Aldığım darbelerin izlerinin de bu şekilde yok olup gitmelerini umarak ayağa kalktım. Sağ ayak bileğimin dış kemiği sızlıyordu.

Aslında her yerim acıyordu, her bir uzvum, organlarım…

“Artık çok büyüdün böyle şeyler için.” dedim kendime. Bunca trajedinin üzerine kendimi gülümsetecek bir komedi arayışıyla söylenmişti ancak etkisi olmadı. O gün hiçbir şeyin etkisi olmadı.

Ayaklanıp herkes gibi işe yürürken, 32 yıldır beni kırmayıp ihtiyaç duyduğum her an taşıdıkları için ayaklarıma teşekkür ettim.

Bir süre sonra iş yerinde duramayacağımı anladım. Dünyanın en ağır felaketler silsilesine benimkisi de eklenmişti ne de olsa ve bu kadar yük, bu gezegene büyük haksızlıktı. Dışarıda üstesinden gelinemeyecek, bir daha hiç telafisi olamayacak acılar, kayıplar ve travmalar vardı. Bir kez daha kendi travmamı küçümsüyordum işte! Bir kez daha dünyaya ve gökyüzüne bakıp, yaşadıklarım için yas tutmamın, uzayda hiçbir anlamlı karşılığı olmayan aptalca bir davranış olduğunu söylüyordum kendime.

Neredeyse aynı hallerden, aynı süreçlerden geçmiş bir arkadaşımın evinde buldum kendimi. Ağlamaktan nefessiz kalmıştım.

Konuşmadan oturdum. Konuşmuyordum ama o beni dinliyordu. Anlamıştı! Beni ancak neyin bu hale getireceğini biliyordu. Beni tanıyan birinin bana özenle hazırladığı bir kanepede uykuya daldım ılık bir çayın ardından. Sık sık telefonum çalıyordu, fakat uyku beni dışarıda olup biten her şeyden geçici de olsa koruyacağını vaat etmişti. Telefonlara cevap vermedim.

Hiç direnmeden, her zamanki iyimserliğimle geleceği düşünerek, havanın kararıp beni görünmez kılmasına izin verdim ve derin bir uykuya çekildim.

İyi ki doğmuş ve böyle biri olmuştum. Dünyanın felaketleri, insanların nefreti, cehaleti ve gaddarlığı ve onları gören gözlerim bana verilmiş en değerli hediyeydi. Ve merhamet ve anlayışa hala inanıyorum.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s