Yabancı adam

Uzak ve soğuk bir ülkeden uçup geliyor. Güneşe, denize ve iyi yemeklere aç. Heyecan içinde kucaklanıyor, seviliyor vardığı yerde. Birkaç gün tadını çıkarmak için zorluyor kendisini. Sonunda kendisini hep nasıl biliyorsak öyle davranmaya başlıyor; memnuniyetsiz, sıkılgan, tepeden tepeden bakarak ve asık suratlı.

Bir ara iş çıkışı yakalıyor beni, bir bara girip oturuyoruz. Ortalık sakin, yalnızız. Geldiği günden beri benimle konuşabilmek için kıvranıyor; ben de ona sık sık fırsat yaratıyorum fakat yine de nereden başlayacağını bilmesine rağmen başlattığı şeyin içini dolduramayacağının farkında. Her girişimi yine kendisi sonlandırıyor. Anlayış gösteriyorum. Başka şansım da yok zaten. Ev sahibi olan benim. Öfkelenmeden, bu sınırlı zamanı mesafeleri koruyarak idare etmeliyim. Nasılsa gidecek.

Barda uzun uzun çevresine bakıyor, içki şişelerini inceliyor. Sonra bir anda açılıyor kutu!

“Belki de gelmemeliydim. Hayal ettiğim gibi olmadı.” diyor.

Son yedi yılın dört yılı seyrek görüşmelerle, sıradan günlük paylaşımlarla geçti. Yine öyle olması gerekiyor diye düşünüyorum. Ona, son yedi yıldır söylediğimden daha farklı söyleyebileceğim bir şey yok. Geçiştirecek değilim, benim için hala değerli, ancak hiç de sıkılmaya, direnmeye, çabalamaya çalışmayacağım. Benden öyle çok şey yitmiş ki zaten, kırıntı bile kaptırmaya niyetim yok artık.

“Rahat değil misin? Bir terslik mi var?” diye soruyorum.

“Hayır, eskisi kadar rahat hissetmiyorum. Zaten tatilde olan benim, çalışan sensin. Pek görüşebildiğimiz de söylenemez.”

“Burada ne kadar mutlu olabileceğin, burada olmaktan ne beklediğine bağlı. Gittiğin her yer için geçerli bu.” diyorum.

“Evet, sanırım başka türlü bir ilgi bekliyordum, bizden bir şey çıkmaz – bunun hep farkındaydım ama daha derin bir yakınlığımız olduğunu sanıyordum.”

“Güneş ve deniz, renkli sokaklar, bulutsuz bir gökyüzü senin epeydir hasret kaldığın şeyler. Arkadaşların da var üstelik, neden ilgini, aklını tatili dolu dolu yaşamaya kaydırmıyorsun?”

“Ben buraya seninle eğleniriz diye gelmiştim.”

Derin bir nefes alıyorum. Aynı yere geri dönüyoruz. Artık eskisi kadar ekşi ve sert konuşmuyorum onunla. Kişiler üzerinden, kişisel tarihimiz üzerinden kapışmaktansa, her yerde geçerli olduğunu düşündüğüm olgularla konuşmaya bu defa kararlıyım. Böylece sen-ben tartışması asla yaşanmayacak, kimse incinmeyecek. Okların hedefinden hafifçe yana sıyrılıyorum. Sonundan pek emin değilim.

“Mutlu olmak için çevrendeki her şeyin belli bir nizama gireceğini, kendi akışındaki bir düzenin senin beklentilerin karşısında yeniden şekilleneceğini ummak yalnızca hayal kırıklığı ve acı getiriyor bence. Seni gerçekte neyin mutlu ettiğini iyi anlayıp etrafını düzenlemen icap ederdi halbuki.” diyorum.

“Daha önce de söylemiştim. Ben sadece seni istedim.”

“Ben demek, koca bir hayat demek. Ben küçücük bir şeyim ve beni bu şey yapan çok daha büyük bir yaşam var. Ailem, içinde yaşadığım toplum, senin beğenmediğin ülkem, senin tat almadığın yemekler, senin öğrenmekten itinayla kaçıp durduğun dil, tanışmaya, selamlaşmaya yanaşmadığın bir ordu arkadaş, bir iki dost, en önemlisi de neden yaptığıma bir türlü anlam veremediğin işim. Beni şimdiki ben yapan daha bir çok dış etki. Onları inkar edip sadece ben denen şeyi isteyemezsin ki.”

“O kadar da düşman değilim bütün bunlara. Buna sen sebep oluyorsun. Dün akşam hep birlikte yemek yedik. Çok mutlu gelmiştim yemek davetine. Sonra herkes şahane yemekler seçti, ben herkes pizza yiyecek sanıp kendime pizza seçtim. Berbattı.”

“Herkesin pizza yiyeceğini sanmak mı? Bu sanıya sebep olan ne?”

“E insanlar genelde sokakta bu tip şeyler yiyorlar.”

“Peki bu genellemeye nasıl varabildin?” Ayrıca menu ingilizceydi. Alnına silah dayamadık pizza ye diye. Hepimiz ne yiyeceğimizi aramızda konuştuk. Sana sorduk neden daha farklı bir şey yemiyorsun diye. Şöyle cevap verdin: ‘Bu ülkede hiç iyi pizzaya denk gelmedim. Bir şans daha vermek istiyorum’

“Sonra bana güldünüz.”

“Elbette güldük! Yemeği, kaldırım taşlarındaki mozaiği, müziği habire küçümseyen biri bize komik geliyor çünkü. Sanki bir gurme gelmişti, görmedik şehir, tatmadık pizza bırakmamıştı ve bir şanstan daha bahsediyordu.”

“Siz de küçümsüyorsunuz!”

“Başkalarını bilemem, ama benim işim fikirlerle. Kötü bir fikirle yapılan eylemleri küçümseyebilirim. Yemeği ise en fazla beğenmem. Bu ülkede yapılan yemeklerle, üretilen müziklerle gidip başka ülkelerde böbürlenmediğim gibi, onları aşağılamam da. Yemek ulan! Yemek alt tarafı. Hale bak, neyi konuşuyoruz.”

“Ben gayet de böbürlenirim kendi ülkemin ekmeği ile, salamı sucuğu ile.”

“O halde bavulunda taşı. Çünkü gittiğin yerde onların eksikliği seni çok mutsuz ediyor gibi geliyor bana.”

“Kitaplardan nefret ediyorum.”

“Neden?”

“Sen kitap okudukça onlar gibi konuşuyorsun, onlara bağımlı hale geliyorsun, başka hiçbir şeyi görmüyor gözün!”

“Esas meselemize gelelim o halde. Kitaplarımdan memnun değilsin, benim yaptıklarım dahil, bildiğim hiçbir yemekten memnun değilsin, arkadaşlarımdan, savunduğum politikalardan, yufka yürekliliğimden filan da memnun değilsin. Güldüğüm her an sana işkence oluyor. Mutlu olduğum her an beni cayır cayır eleştiriyor, beni mutlu eden her şeyi yerden yere vurup güya değersizleştirmeye çalışıyorsun. O halde benim neyimi istiyorsun? Nasıl bir ilgi bekliyorsun?”

“Artık bir şey beklemiyorum.”

“O halde tatilin keyfini çıkar.”

“Çıkaracağım.”

Sonra çıkıp yürümeye başlıyoruz. Artık ne söylersem söyleyeyim bana itiraz edecek. Bana varlığını ancak zıtlaşarak göstereceğini düşünüyor. Sanki hemfikir olursak önemsizleşecek gözümde. Eve vardığımıza seviniyorum. Sofrada büyük bir kalabalık var. Farklı konular açılıyor ve gerilim dolu hava dağılıp gidiyor.

Buraya son gelişi olduğunu hissediyorum.

Artık rastlantı olmadığı sürece dünyanın hiçbir yerinde bile isteye bir araya gelemeyeceğimizi düşünüyorum.

Hiç eğip bükmeye gerek yok – rahatlıyorum.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s