Goyver gitsin gari!

Bir süredir okumuyorum.

Televizyonu açmıyorum.

Tartışmaları dinlemiyorum ve katılmıyorum.

Twitter’ı da açmayalı epey oldu.

Ve ne oldu?

Bugün dönüp okudum bir şeyler. Bıraktığım yerdeydi yorumlar, tartışmalar.

Çok bihaber olmuş muyum, çok kaçırmış mıyım olup biteni diye merak etmiştim.

Uçan, kaçan yok.

Ohh.

O halde zihin tatiline devam.

Ayaklarını uzat, deniz kenarında ayı üzerine ört ve iki bira içip devril şezlonga…

Hayal kur. Bolca hem de.

Sohbet et ve gül. Katıla katıla gül.

Bırak bu yaz böyle geçsin.

Okumadan, izlemeden, sığ bir yerde, yüzeyde geçsin.

Kış gelince yağmur ve çamurdan kaçıp eve kapandığın günlerde eşekler gibi mahkumsun zaten gazetesine de televizyonuna da, radyosuna da…

Nasılsa kaçmıyor gündem, o kadar da derinlikli, köklü değişimler olmuyor bir kaç ayda.

Ama yaz ve hayat kaçıyor. Ay kaçıyor, deniz kaçıyor, günler ve çocuğunun çocukluğu kaçıyor. Hem de çok hızlı…

Yeterince gülemediğin yaz akşamlarından sonra gazete okusan ne olacak?

Eski arkadaşlarınla kalabalık bir rakı masasını paylaşamadıktan sonra oturup bütün gece televizyon izlesen kaç yazar??

Boş ver.

Öylece boş ver.

Boş verdim gitti.