Sen Gezi’de Bile Değildin! Histerisi

Ben Gezi’de değildim. Ne ilk gününde, ne son gününde.

Yüzlerce kilometre uzaktaydım. Bununla birlikte başlangıcından bugüne kadar her saniye, her kesimden gelen haberleri ve sosyal medyayı gözümü kırpmadan takip ettim. Fikirlerine, vicdanına ve bağımsız aklına güvendiğim insanların köşe yazılarını yazmalarını bekledim; yazdılar ve okudum.

Sonuçta çok renkli bir tablo çıktı ortaya. İzlediğim video kayıtları ve okuduğum bütün haberler / köşe yazıları, yakın çevremle yaptığım sohbet ve tartışmalardan sonra daha derli toplu bir fikir edinmiştim artık.

Paylaşmaya başladığım zaman aklımdakileri, beklediğim ve son derece tanıdık gelen tepkiler hiç gecikmedi. “Sen orada bizimle bile değildin, uzaktan ahkâm kesmek kolay elbet!” dedi çok yakın bir arkadaşım. Evet orada değildim.

Yapmam gereken başkalarının polisin elinden çektiği acıyı gidip birebir yaşamak mıydı yoksa yaşanan acıyı anlayıp bir daha benzer deneyimler yaşanmaması için çaba harcamak mıydı, diye çok düşündüm. Cop yememiştim, gaza maruz kalmamıştım, zehirlenmemiştim, saçlarımdan tutup sürüklememişlerdi beni, o halde Gezi’dekilerin durumunu, çaresiz kaldıkları anları anlayamazdım, öyle mi?

Belki de sırf bu yüzden ‘hükümet düşsün, Tayyip istifa etsin’ nidalarına sosyal medyada prim vermiyordum, beğenip paylaşmıyordum, öyle mi?

Hem polis şiddetine muhalefet edip hem de hükümetin olduğu yerde kalmasına, başbakanın yoluna devam etmesine onay veremezdim, öyle mi?

Son günlerde ilişkilerimizdeki gerginliğin, kökleri en güzel günlere uzanan çocukluk arkadaşlarımızla yaşadığımız kopmaların birincil sebebi, hep birinden birini tercih etmeye itekleniyor oluşumuz. Bundan daha rahatsızlık verici bir şey yaşamıyorum galiba.

O arkadaşlarım ki, birlikte Uludere’nin aydınlatılmasını, Reyhanlı’nın aydınlatılmasını, Kürtlerle kalıcı barışın yapılmasını, azınlıkların haklarının iadesini ve demokratik sivil bir anayasanın derhal yapılmasını istemişiz, imza kampanyalarına, muhtelif sivil platformlarda eylemlere destek olmuşuz, katılmışız ve bir gün gelmiş Gezi’de birbirimizden hızla uzaklara savrulmuşuz. Bunu histerik ve vicdansızca buluyorum. Bu savrulma onların cephesinden bakınca, benim yüzümü iktidara dönüp oradan medet ummamdan kaynaklanıyor. Benim cephemden bakınca, arkadaşlarımın yaşadıkları kaotik günlerin içinden çıkıp olaylara bir de dışardan bakmamaları sebebiyle savruldukları izlenimim…

Bir de bazı kavramlar vardı Gezi boyunca hiç sorgulanmadan ortaya atılan, benimsenen. Apolitik kavramı mesela.

Kentli ve politik geçmişi olan ailelerin çocukları değil miydi Gezi’deki ilk eylemi başlatanlar? Öyle değilse eğer, yıllardır sosyal medyada soluksuz paylaşıp yorumladığımız güncel siyaset ne oluyor? Biz mi apolitiğiz? Bu kavramı nasıl da hemen benimsedik? Hiç anlayamadım. Politik olmanın tek göstergesi sokak eylemlerinde pankart açıp slogan atmaksa, yada ’68 benzeri hareketler örgütlemekse, kimse kusura bakmasın, ben çok kısır buluyorum.

Cumhuriyet tarihi boyunca polis ilk defa şiddet uygulamış, avukatlar ilk defa göz altına alınmış, sanki insan hakları ilk defa ihlal ediliyormuş ve bütün bunlar son 11 yılın ürünüymüş gibi tepki verenleri, panik içinde gezenleri hele ki artık hiç anlayamıyorum. Muhafazakar bir iktidarın daha esamisi okunmazken bu ülkede asker zoruyla bir zamanların ‘yeni’ anayasasına EVET oyu atılan günler (ben o günlerde daha doğmamıştım) unutulacak kadar uzakta mı kaldı? Ve sanıyor muyuz ki AKP iktidarıyla bir çırpıda değiştik, kurtulduk ‘beyazlar’ın devletinden, devletçi zihniyetinden?

İktidarın kendi tabanını memnun etmek için şımarıkça dayattığı içki düzenlemesi, kürtaj düzenlemesi ve benzeri icraatlarına ben de öfkeleniyorum. Yersiz, gereksiz ve ciddiyetten uzak buluyorum. Bununla birlikte izlediği Suriye politikası, sığınmacılara devletin sırt çevirmemesi, geçmişteki söylemlerini bir kenara bırakıp toplumsal barış için Öcalan’ı muhatap alması, BDP ile kurduğu diyalog, CHP’ye ‘iyi bir fikirle gel’ diyebilmesi, neredeyse hiç rağbet görmemiş pazarımızı 3-5 devletçi sermayedarın elinden kurtarıp serbest piyasayı teşvik eden politikalar izlemesi, evet, bütün bu adımlar daha dün atılmışken unutmak bu kadar kolay mı?

PKK çekiliyor, farkında mısınız?

Uzun bir süredir devletin resmi kurumlarınca planlanmış örgütlü – çeteli cinayetler işlenmiyor, farkında mısınız?

İlk defa daha fazla sese kulak veren ve duyduğu seslerden er-geç etkilenen, toplumu ve ihtiyaçlarını uygulamada daha çok ciddiye alan bir hükümet var, farkında mısınız? Ve o hükümet demokrasi taleplerine cevap vermeye çalışırken, hala çok dirençli ve örgütlü bir elitist kesimin yargıda ve bürokraside etkin olduğunun, hükümetin tökezlediği her anı bir fırsata, eskiye dönüş fırsatına çevirmeye çalıştığının da farkında mısınız? Masumane bir Gezi’de olduğu gibi.

Ben orada değildim. Orada olanlarınızın daha bir farkında olması gerekirdi diye düşünüyorum.

Şu dakikadan itibaren tüm Taksim’de toplanma çağrılarını da, sokak eylemlerine, sokakta olmanın tadına doyamamış insanların şımarıklığı olarak görüyorum. Bir arkadaşım şöyle söyledi. “Gezi’de olmadığın için, orada olanlarımızı kıskanıyorsun!”

Pes!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s