Küçükler ve Büyükler

Bir masa ve 4 kişi. Sessizlik içinde yenen bir yemeğin sonunda, en yaşlı ve en genç olan iki erkek kalkıyorlar birlikte. Odayı terk ediyorlar.

Masada kalan iki kadın şimdi. Biri otuzlarına gelmemek için elinden geleni yapıyor, diğeri ellisinin ortasına.

Büyük olan hayli sıkıntılı. “Bu halin, bu sürekli dalgın halin beni çok korkutuyor” diyor.

Diğer kadın, başını kaldırıp etrafa bakıyor, masaya, tabaklara ve nihayet yaşlıca olan kadına dönüyor sonra. “Evle ilgili dalgın değilim, eğer korktuğun buysa. Ütüyü prizde unutmuyorum, gece kapıyı, camı kapatmayı da unutmuyorum. Böyle ihmalkârlıklarım yoktur, bilirsin”

“Evet, yoktur, bundan değil endişem. Sadece burada, bizimle değilsin sen, aklın hiç bizimle değil artık” diyor kadın.

Genç olan, biraz sıkılıyor konuşmanın seyrinden. İçinden geçenleri söylemek istiyor bir yandan, fakat kırıcı olmamanın bir yolunu bulamıyor. Gerildikçe çakılıp kalıyor sandalyesine. O sırada yaşlıca olan, konuyu ve yüz ifadesini değiştiriyor. “Ne pişireceksin yarına? Düşündün mü?”

Bu soruyla birlikte genç kadın daha fazla sessiz kalamayacağını hissediyor.

“Evet, burada sizinle değilim, olamıyorum bir türlü. Bana ertesi gün ne pişireceğimi soruyorsun, çok önemliymiş gibi her gün bunu tekrarlıyorsun. Benim düşünmeye değer bulmadığım, konuşmaya değer bulmadığım ne varsa bunları konuşmak istiyorsun. Ben buradayım, tam burada ama zihnim hep kaçıyor işte! Dayanılmaz buluyorum üzerine düşünmeye değer olmayan şeyleri sırf sohbet konusu olsun diye konuşmayı artık!”

Biraz sert oluyor, yaşlıca olanı alınıyor çok, üzülüyor. Genç olan giderek sinirleniyor, ancak artık konuşmayacak, kararlı. Çünkü yaşlı olanın aklından geçenleri neredeyse okuyor. Hiç de çözümcül, iç açıcı değil aklından geçenler. O halde diye düşünüyor yaşlıca olan, daha seyrek gelirim, daha az konuşuruz, daha az yaşarız, daha az her şeyden… Genç kadın diğerinin yüzündeki endişeyi, hayal kırıklığını, alınganlığı gördükçe köpürüyor içten içe. Böyle donanımlı, zeki, hoş sohbet bir kadın ne zaman ufak tefek ve anlamsız şeylerden bahseder oldu, ne zamandan beri eğlenmiyor diye düşünüyor. Ne kadar zamandır mutluluğu genç olanın mutluluğuna bağlı?

Sessizlik içinde kalkıyorlar yerlerinden. Vedalaşıyorlar. Yaşlıca olan kapıyı açarken “O halde, sen kapıdan girdiğinde, biz bacadan çıkacağız gibi görünüyor bir süre” diyor.

En küçük erkek ve genç kadın yan yana ayakta dikilip, giden yaşlı adam ve kadına bakıyorlar bir süre. Kapı kapanıyor.

Fonda sirk müzikleri çalıyor. En küçük erkek ellerini çırparak müziğe eşlik ederken, kadın da ona ayaklarıyla ritm tutuyor yorulana dek.

Birlikte esneye esneye yataklara giriyorlar. Sıradan bir gece daha sonlanıyor.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s