Żylica ve Asi…

Bir sabah seninle çıkıp yürümüştük uzun uzun.

Kar çok tazeydi. Nereye gitmek istediğimi sormuştun. Rzeka Żylica demiştim.

Nehre indiğimizde köprünün bir başına sen, diğer başına ben, oturup sigara sarmış, bira içmiştik.

Aramızda otuz adım vardı ve suyun gürültüsü yüzünden biz de yüksek sesle konuşup gülüyorduk. Nehrin içindeki kayaların suyun üzerinde kalan yüksek kısımlarında topak topak kar vardı.

Çelik köprünün zemininde çakmağı birbirimize hızla kaydırıyorduk her sigara yakacağımız zaman. Bir ara becerememiştim ben. Çakmak sağa sola çarpıp yavaşlayınca ikimizden birinin kalkıp alması gerekmişti.

Aynı anda kalkıp ortada buluşmuş ve yan yana oturup ayaklarımızı sallandırmıştık köprüden.

Ne söylediğini hatırladın mı?

“İşte ben Żylica gibiyim sevgilim. Yönüm hep belli, nereye gideceğimi çok iyi biliyorum, hiç şaşırmıyorum yolumu. Baharda hızlanıp, kışın yavaşlıyorum ama hiç durmuyorum.”

“Sen ise,” demiştin, “ülkende bir nehir var; kafasına göre akıyormuş hani, bazen ileri, bazen geri. Sen öylesin işte. Bu sebepten seviyorum seni, ve aynı sebepten korkuyorum senden.”

Birer sigara daha yakıp, kalkıp yürümüştük sonra. Yol boyunca öpüşmüştük, ayağımıza takılan taşlardan sendeleyerek arada.

Bugünlerde çıkmıyor aklımdan o sabah, o nehir ve çelik köprü. Daha yeni oturuyor içime o gün söylediklerin ve benim nasıl da sadece gülüp geçişim…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s